Ortadoğu’da Demokrasi Tartışmaları ve Halkların Gerçek Mücadelesi
Ortadoğu’da “demokrasi” söylemi çoğu zaman halkların özgürlüğü için değil, büyük güçlerin jeopolitik çıkarları için kullanılıyor. Bu tartışmalar, müdahalelerin ve hesapların meşruiyet perdesi haline geliyor.
ABD Başkanı Trump’ın sözü her şeyi özetliyor:
“İran’da demokrasi var mı yok mu benim umurumda değil.”
Demek ki mesele demokrasi, insan hakları, kadın özgürlüğü ya da eşitlik değil.
Asıl mesele itaat ve çıkarların korunması. Demokrasi söylemi, bu politikaları örten bir perde.
Bu coğrafya dış müdahalelerin, vekâlet savaşlarının bedelini defalarca ödedi: Irak, Afganistan, Libya, Gazze ve özellikle Suriye…
Halklar, kadınlar, gençler ve çocuklar bu yıkımın faturasını ödedi. Çocuklar katledildi, kız çocuklarının hayatları yarım kaldı.
Bugün Suriye’de Ahmed el-Şara gibi isimler “demokrasi figürü” diye pazarlanıyor ama hafızamız silinmedi. Dün katliamlara sessiz kalanlar, bugün kahraman yaratıyor.
Demokrasi dışarıdan ithal edilmez.
Demokrasi tankla, savaş uçağıyla gelmez.
Demokrasi ancak halkların kendi iradesi ve mücadelesiyle inşa edilir.
Dış güçlere güvenmek mümkün değil; çünkü getirdikleri özgürlük değil, daha fazla çatışma, daha fazla ölüm ve daha fazla yıkım oldu.
Diğer yanda bölgedeki otoriter yönetimler de halkın özgürlük taleplerini baskı, ötekileştirme ve şiddetle karşılıyor. İran molla rejimi bunun en çarpıcı örneği: Kadınların, gençlerin, farklı kimliklerin taleplerine karşı sert baskı sürüyor. Oysa dayanışma ve adaletle toplum ayakta kalır, korkuyla değil.
Ortadoğu’nun trajedisi tam burada:
Bir yanda dış müdahaleler, diğer yanda iç otoriter baskılar.
Arada kalan hep halklar.
Bizim tarafımız nettir:
Halkların yanında duruz.
Barışın yanında dururuz.
İnanç ve kimliklerin özgürce yaşayabildiği dünyanın yanında dururuz.
Tarih acı bir şekilde bize öğretti: Halkların özgürlüğünü hiçbir emperyal güç getirmez.
Gerçek demokrasi ancak halkların kendi mücadelesi, dayanışması ve iradesiyle doğar.
Demokrasi adına yapılan her savaşın ardından geriye yıkılmış şehirler, dağıtılmış toplumlar ve toprağa düşen çocukların sessizliği kaldı.
Ortadoğu halkları artık şunu görmeli: Bedeli ödeyen hep biziz.
Gerçek demokrasi ancak bizim irademizle kurulur.
Buda çok açıktır; Birbirimizin kimliğine,İnancına,Diline ve örf adetlerine sahip çıkmakla mümkündür.
#Barış
#Adalet
#Şavaşahayır
Celal Fırat
