“Papa’nın Türkiye’ye gelişi, yalnızca diplomatik bir ziyaret olarak görülmemelidir.”
Bu buluşma; bu coğrafyanın kadim halkları, inanç toplulukları ve kültürel mirası açısından barışın, kardeşliğin ve karşılıklı saygının yeniden inşa edilmesi için tarihi önemdedir. Bu ziyaret, uzun yıllardır sürdürülen tekçi inanç politikalarının yeniden gözden geçirilmesi için güçlü bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Bugün Aleviler, diğer farklı toplumsal gruplar gibi, inançları, ibadet biçimleri ve yaşam pratikleri sebebiyle yüzyıllardır dışlanmış, ötekileştirilmiş ve sistematik olarak asimilasyona uğratılmış bir toplumdur. Devletin resmi din anlayışı dışında görülen Aleviler bazen güvenlikleştirilmiş, bazen yok sayılmış, bazen de “makbul Alevilik” yaratma girişimleriyle inançları dönüştürülmek istenmiştir.
Papa’nın ziyareti tam da bu noktada, Türkiye’de devlet aklının eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü temelinde yeniden şekillenmesi için evrensel bir barış perspektifi sunabilir.
Bu ziyaret ülkemize ve dünyaya; inançların onuruna saygının, toplumsal barışın ve kardeşliğin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha hatırlatmalıdır.
Bu ziyaret, hiçbir şekilde “kısasa kısas” şeklinde politik bir hesaplaşmaya dönüştürülmemeli; aksine bu topraklardaki tüm inançların özgür, eşit ve onurlu bir şekilde var olabileceği bir geleceğin kapısını aralamalıdır.
Celal Fırat
