“HIZIR SENİN VİCDANINDA UYANIR”
Bugün kapımıza gelen her sesin, her misafirin, rüzgârın, bir damla yağmurun “Hızır olma ihtimali” var. Biz Aleviler canlı, cansız her zerreye karşı Mansur Darı’ndayız.
Dara durmak; bu sorumluluğumuza bağlılıkla canını ortaya koymak, hakikatten vazgeçmemektir. Bu duruşumuz, Hızır olmanın en ağır ama en onurlu biçimidir. Çünkü Hızır; zorda kalana yetişen bir el, zalimin karşısında eğilmeyen bir vicdandır.
Mansur Dar’da duran her can, “Ben kurtulayım” demez; “Hak zarar görmesin” der. İşte o an, dara duran beden bir kapıya, bir eşiğe dönüşür; o meydandan geçen herkes kendi vicdanıyla yüzleşir.
O canın sessizliği ve o an Hak yolunda eğilmeyen her insan, Hızır’dır. Kadim zamanlardan beri bu topraklarda insanlar, baharın eşiğinde başka türlü uyanır. Toprak kabarmaya, su çoğalmaya, kuşlar dönmeye başladığında biliriz ki:
“Bir can geliyor… kim olduğunu herkes inandıklarıyla tanımlıyor.”
O gelen can Hızır’dır. Hızır; ad değil aslında.
Bir hâldir.
Bir yetişmedir.
Bir kapı aralanmasıdır.
Dağın yamacında, suyun başında, yol ağzında, yoksulun yüzünde ararız Hızır’ı. Bir gün yaşlı bir adam diye çıkar karşına, bir gün üstü başı toz içinde bir yolcu, bir gün de bir çocuğun uzattığı yarım ekmek olur. Bu yüzden Hızır günlerinde sofralar kurulur, lokmalar paylaşılır, bir parça da doğaya bırakılırdı.
“Biz tokuz” demek yetmezdi; “Doğa da tok olsun” denirdi. Gece kapılar kilitlenmezdi eskisi gibi. Bir mum yakılırdı başköşede. Un elenip sofraya konur, dokunulmazdı. “Gelirse eli değsin” diye…
Kimse mucize beklemezdi aslında. Kimse gökten bir kurtarıcı inecek sanmazdı. Hızır’ın gelişi; bir hastanın iyileşmesi, bir borcun kapanması,
iki insanın barışması, bir umudun yeniden filizlenmesi demekti.
O yüzden Hızır; ölümsüzlük değil,
yaşamın kendisiydi. Bugün de öyle. Bugün Hızır’ı arıyorsan bir pınarın başına gitmene gerek yok. Bir yoksulun kapısını çal. Bir kırgına selam ver. Bir çocuğun başını okşa. Bir ağacı sula. Bir hayvana bir kap su koy. Çünkü bu inanç bize şunu öğretir: Dünyayı dışarıdan düzeltecek bir güç bekleme.
Hızır, senin vicdanında uyanandır. Doğaya yaptığın her iyilik Hızır’adır. Zulme karşı susmadığın her an Hızır olmaktır. Bir canın yükünü hafiflettiğin her yerde Hızır senden önce varmıştır zaten.
Bugün #Hızır ayının içindeyiz. Yani insan olmanın, paylaşmanın, merhametin takvimindeyiz. Kapına gelen her mihmanı Hızır ihtimaliyle karşıla. Sofrana oturan her canı Hak misafiri bil.
Ve unutma:
Hızır bir çiçeğin özü, bir tohumun içi, güneşin, suyun, toprağın kendisidir.
Hızır yoldaşımız olsun.
(Not: Fotoğraf Düzgün Baba Cemevi)
Celal FIRAT
