📌Sivas Zara’ya bağlı Dipsizgöl Köyünde yapılmaya çalışılan maden ocağının çevreye verdiği zararlar hakkında Meclise verdiğimiz Soru Önergesi🔻🔻
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Celal FIRAT
DEM PARTİ İstanbul Milletvekili
Sivas İli Zara İlçesi Dipsizgöl Köyü mevkiinde Barit Maden Türk A.Ş. tarafından yıllık 280.000 ton kapasiteli, patlatmasız açık işletme yöntemiyle gerçekleştirilmesi planlanan stronsiyum tuzu ocağı projesi hakkında 06.03.2025 tarihinde “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Dipsizgöl Köyü muhtarlığı ve köy sakinleri tarafından; maden sahasının yerleşim alanlarına, su kaynaklarına ve tarım arazilerine çok yakın olduğu, bölge halkının temel geçim kaynağının tarım, hayvancılık ve arıcılık olduğu, proje alanında endemik türler ile nesli tehlike altındaki canlıların bulunduğu, köyün tek su kaynağının proje sahası içerisinde yer aldığı ve zarar görmesi halinde yaşamın sürdürülemez hale geleceği, ayrıca bölgede doğal sit alanı bulunduğu ve proje tanıtım dosyasının gerçeğe uygun hazırlanmadığı gerekçeleriyle Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açılmış; “ÇED Gerekli Değildir” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istenmiştir.
Ancak Sivas İdare Mahkemesi tarafından 03.04.2026 tarihli, 2025/416 Esas ve 2026/328 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacılar; bilirkişi raporlarının çelişkili ve eksik incelemeye dayandığını, akarsu, göl, heyelan alanı, mera kullanımı, arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerinin yeterince değerlendirilmediğini, pasa alanına ilişkin teknik incelemelerin yapılmadığını ve proje tanıtım dosyasında yaşamsal öneme sahip su kaynaklarının gösterilmediğini belirterek kararı temyiz etmiş, yürütmenin durdurulmasını ve mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bu bağlamda;
1- Su kaynakları, göller, heyelan riski, mera ve yayla kullanımı ile arıcılık ve hayvancılık faaliyetleri neden kapsamlı şekilde incelenmemiş, proje alanındaki daimî akarsuyun PTD’de yer almaması neden göz ardı edilmiştir?
2- Pasa alanı; heyelan, eğim, yüzey akışı, içme suyu kaynakları ve mera kullanımı açısından kritik risk taşırken neden ayrı teknik değerlendirme yapılmadan “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiştir?
3- Toz bastırma amacıyla kullanılacağı belirtilen sulama sisteminin su kaynağı açıklanmamışken, su fakiri bölgede bu ihtiyacın nasıl karşılanacağı ve oluşacak çevresel zararların nasıl önleneceği neden değerlendirilmemiştir?
4- Bitkisel toprağın depolanacağı alan konusunda proje dosyasında bilgi verilmemişken ve proje alanına ilişkin proje tanıtım dosyası ile bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen, proje alanının gerçekte olduğundan küçük gösterilerek ÇED sürecinden kaçınılıp kaçınılmadığı neden araştırılmamıştır?
5- Bilirkişi incelemelerinde proje alanında kaynaklar, kaptaj ve göller bulunduğu tespit edilmiş, ayrıca deprem ve heyelan riski vurgulanmışken, bölgenin madencilik faaliyetlerine açılmasının gerekçesi nedir?
6- Anayasa’da güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı kapsamında; telafisi imkânsız çevresel zararlar doğurma riski taşıyan bu proje hakkında yeniden inceleme, denetim ve iptal süreçleri başlatılacak mıdır/proje durdurulacak mıdır?
Celal Fırat
