Değerli halkımız,
Suriye’de, Alevi köylerinde yaşanan olaylar, sadece bir çatışma değil, bir soykırımdır. Alevi halkı, ne yazık ki, sadece inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınmış, masum insanlar hayatını kaybetmiştir. Ancak, bu insanlık dramı, bazı medya organları tarafından çarpıtılmakta, Aleviler bir şekilde Esad yanlısı, rejim destekçisi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu tür suçlamalar, yalnızca gerçeği saptırmakla kalmaz, aynı zamanda Alevi halkının acısını daha da derinleştiren bir manipülasyona dönüşmektedir.
Son günlerde, Suriye’de gerçekleşen ve Alevi toplumunu hedef alan vahşi katliamla ilgili olarak, çeşitli medya organlarında ve özellikle bazı muhalif medya organlarında yapılan açıklamalar, gerçeği saptırmaya yönelik dezenformasyon içerikleri taşımaktadır. Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, hem bu katliamın hem de buna ilişkin yürütülen manipülasyonların ve yanıltıcı haberlerin karşısında duruyor, halkımızı bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz.
Alevi halkı, her zaman barışı, kardeşliği ve insan haklarını savunmuş, hiçbir zaman bir baskı aracı olarak kullanılmaya izin vermemiştir. Aleviler, tarih boyunca her türlü zulme, baskıya ve ayrımcılığa karşı mücadele etmiştir. Bu, Suriye’deki savaşın da bir parçasıydı. Alevi toplumunun her zaman barışçıl, hoşgörülü ve insan haklarına saygılı bir duruş sergileyen bir kimliği olduğunu hatırlatıyoruz. Bu kimlik, herhangi bir savaş veya çatışma ortamında da aynen geçerlidir.
Bu noktada, Alevi halkının kendisine karşı yönelen baskılar karşısında öz savunma geliştirmesi, sadece doğal bir hak, aynı zamanda bir zorunluluktur. Alevi halkının, inançlarına ve yaşam biçimlerine yönelik sistematik saldırılar karşısında korunmak ve kendi kimliğini savunmak için başvurabileceği her türlü meşru savunma biçimi, aynı zamanda tüm insan hakları çerçevesinde meşrudur. Alevi halkının tarihsel olarak maruz kaldığı baskılar ve saldırılar, bizlere bu tür öz savunmanın ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Bu hak, inancımızın, kimliğimizin ve varlığımızın korunması için gerekli ve kaçınılmaz bir adımdır.
Bu nedenle, Alevi halkını Esad yanlısı göstermek, hem gerçekle bağdaşmaz hem de halkımıza karşı büyük bir haksızlıktır. Gerçek şu ki, Alevi halkı, her türlü baskıyı ve zulmü, devletler arası çatışmalar ve iktidar kavgaları üzerinden bir kenara koyarak, sadece kendi inançları ve kimlikleriyle var olma mücadelesi vermektedir. Bizi başka bir kimlikle tanımlamaya çalışan her türlü dezenformasyon, sadece halkımızın acısını büyütmekte ve daha büyük bir kaosa yol açmaktadır.
Federasyon olarak, değerli halkımıza sesleniyoruz: Her türlü yanlış bilgiye karşı dikkatli olalım. Gerçeklerin peşinden gitmek, sadece Alevi kurumları ve Alevi medyasından alınan bilgilerle mümkündür. Bugün, Alevi halkının sesi ve yüzü, yalnızca kendi kurumsal yapıları ve kendi medyasıdır. Alevi kurumları, bizlerin haklarını savunmak ve doğruyu halka duyurmak için yıllardır var gücüyle çalışmaktadır.
Toplumumuzun bir parçası olan her birey, doğruyu öğrenmek ve yanlış bilgilere karşı durmak için Alevi kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir. Bizi asıl bizden başkası doğru temsil edemez. Bu süreçte, sağduyulu olmalı, toplumu yanıltan haberlere karşı duyarlı kalmalıyız.
Bizler, Alevi halkı olarak, barışın, eşitliğin ve adaletin savunucusuyuz. Suriye’deki katliamı ve tüm zulmü lanetliyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize saygıyla anıyoruz. Halkımızı, hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.
Türkiye Alevi Federasyonu