Suriye’de, özellikle kadınlara yönelik kaçırma, zorla alıkoyma, şiddet ve katliamların hâlâ devam ettiği kamuoyuna yoğun bir şekilde yansıyor.
Tişrin Üniversitesi Tıp Fakültesi 21 yaşındaki öğrencisi Betül Süleyman Alluş’un kaçırılması bunun en son ve somut örneğidir.
Özellikle Alevi kadınlara yönelik bu saldırılar, yalnızca bireysel hak ihlali değil; inançlara, kimliklere ve ortak yaşam iradesine karşı işlenen ağır bir insanlık suçudur.
Kadınların yaşam hakkının, özgürlüğünün ve onurunun hedef alındığı, korku ve sindirme politikalarının sürdüğü bir ortamda adaletten ve toplumsal barıştan söz etmek mümkün değildir.
Bugün Suriye’de yaşananlar, demokratikleşmenin, hukuk devletinin ve eşit yurttaşlığın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir.
İktidar, bu baskıcı ve yasaklayıcı anlayıştan derhal vazgeçmeli; kalıcı barış ve toplumsal huzur için gerekli tüm adımları acilen atmalıdır.
Suriye’de; kadınlara yönelik her türlü şiddet, kaçırma ve katliam politikalarının karşısındayız.
Betül Süleyman Alluş derhal serbest bırakılmalı ve ailesine kavuşması için Türkiye gerekli adımları atmalıdır.
Celal Fırat
