Düzgün Baba Ziyaretgâhı yalnızca bir ziyaret yeri değildir.
Bu kadim coğrafyada bir halkın inanç hafızası, vicdanı ve hakikat arayışıdır. Yüzyıllardır dara düşenin sığındığı, niyaz ettiği, kendisiyle ve Hakk’la yüzleştiği manevi kapıdır.
Bugün bu kutsal mekâna yönelik gerçekleştirilen saldırıyı fiziksel bir tahribat olarak görmüyoruz.
Bu eylem; bir halkın hafızasına, inancına, kültürel sürekliliğine ve manevi değerlerine yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Çünkü Dersim coğrafyasında ziyaretler taş ya da mekânla sınırlı değildir.
Dağ, taş, su ve ağaç; inançla kurulan kadim ilişkinin parçasıdır.
Orada yakılan her çerağ, yalnızca bir ışık değil; kuşaktan kuşağa taşınan hakikat bilgisidir.
Düzgün Baba, Alevi toplumunun ortak vicdanında adaletin, rızalığın ve maneviyatın sembollerinden biridir.
Burada yaşanan her hoyratlık, bugünü olduğu kadar geçmişten bugüne taşınan toplumsal hafızayı da yaralamaktadır.
Bizler çok iyi biliyoruz ki;
Bu topraklarda insanlar yıllarca kimliğinden, dilinden, inancından ötürü ötekileştirildi. Acılar görmezden gelindi, hafızalar bastırılmak istendi.
Ama bütün bu karanlığa rağmen halk kinle değil, lokmayla direndi; öfkeyle değil, rızalıkla ayakta kaldı. Bir çerağın etrafında vicdanını büyüttü.
Tam da bu yüzden kutsallarımıza yönelik her saldırı, toplumun içinde derin bir kırgınlık yaratıyor.
Çünkü Dersim bir şehir değil; hafızadır, yaradır, direniştir.
Oysa Alevilik bize başka bir yol öğretmiştir:
“İncinsen de incitme.”
“Yetmiş iki millete bir nazarla bak.”
Bizler bugün de aynı yerde duruyoruz.
İnancımızı, ziyaretlerimizi ve kültürel hafızamızı korurken toplumsal barışı, birlikte yaşama umudunu ve insanlık vicdanını savunmayı sürdürüyoruz.
Yetkilileri bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.
Tüm demokratik kamuoyunu, inanç kurumlarını ve vicdan sahibi herkesi Dersim’in inançsal ve kültürel hafızasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Ve bilinmelidir ki;
Dağlar bazen susar…
Ama hakikat susmaz.
Bir halkın gülbangı, deyişi, cemi susmaz.
Düzgün Baba’nın çerağı da sonsuza dek yanmaya devam edecektir.
Celal Fırat
